İspanyol.com


gramer forum anket chat ilan müzik linkler

Cemil Ertem

KEYNES YENİDEN (Mİ) ?

Dünya yeni bir yol arıyor. Şu günlerde yaşadıklarımız, hem ekonomide hem de siyasette at iziyle it izinin birbirine karışması yeni bir arayışın işaretleri aynı zamanda. Türkiye'de olan tartışmaların bir başka biçimi dünyanın her yerinde var. ABD'den başlayan krizin küresel bir krize dönüşmemesi için henüz ele avuca gelir çözüm bulayan siyasetçiler ve ekonomi yöneticileri şimdilerde eski defterleri karıştırmaya başladılar. “Zaten uzun dönemde hepimiz ölüyüz” diyen Keynes yeniden revaçta. Hele Keynes'in maliye politikasını öne çıkaran ve biraz daha devletçi sol bir anlayışı savunan takipçileri her gün yeniden keşfediliyor. Mesela bunlardan biri Hyman Minsky. Minsky, sola kayan bir Keynes'ciydi. Devletin neoliberaller gibi küçülmesini değil, büyümesini ve maliye politikasını öne çıkararak ekonomiyi yönetmesini savunuyordu. Minsky, “finansal istikrarsızlık” hipotezinde mali sitemdeki borçluları üçe ayırıyordu. Sağlamcılar, spekülatörler ve borçları ödemekle zorlanan ponziler. Minsky, spekülatörlerin ve ponzilerin çoğunlukta olduğu liberal sistemde mali istikrarın olmasının mümkün olmadığını söylüyordu. Uzun dönemde ponzilerin ve spekülatörlerin sayısının artacağını bu yüzden istikrarın, araya devlet girmeden ve düzenleme yapmadan olmasının mümkün olmadığı da Minsky'nin temel teziydi. Şimdi en büyük ponzi ABD. ABD'nin net dış yükümlülükleri- böyle giderse, ama gitmeyecek- 2010 yılına girmeden GSMH' sının yüzde 65'ine ulaşacak. Fed'in faiz indirmesinin de çare olmadığı artık biliniyor. Bilindiği gibi Fed 11 Eylül sonrası da para politikasını gevşetmiş ve faizleri peş peşe dokuz defa düşürerek yüzde 2,5 seviyelerine çekmişti. O dönemde (2001'de) Fed, piyasaya 100 milyar doların üzerinde likidite de vermişti. Ama bütün bunlara rağmen bugünlere geldik. Bütün bunları IMF yöneticileri de, dünyayı yönetenlerde biliyor. Mesela, IMF direktör'ü Strauss-Khan, Dünya Ekonomik Forum'unda, merkez bankalarının izlediği para politikalarının tek başına global ekonomik problemler hususunda yeterli olmadığını dile getirdi. Strauss-Khan, resmin bütününe bakmak gerektiğini, bu bütünün maliye politikasını da içerdiğini söyledi.

ABD Hazinesi eski sekreteri Lawrence Summers "çeyrek yüzyıldır ilk kez bir IMF direktörünün bütçe açıklarında artışı ve mali teşvikleri dile getirdiğini" söyledi. Yani IMF, “solcu”Keynes'ci Minsky'yi hatırlıyor. İngiltere Başbakanı Brown da geçenlerde IMF'nin küresel bir uyarı sistemi oluşturması gerektiğini söylüyordu. Brown, para politikası yanında maliye politikasının şart olduğunu söyleyerek, merkez bankalarını ve IMF'yi kapsayacak bir reform paketinin gündeme gelmesine vurgu yapıyor. Yeni bir DTÖ ve IMF tartışması önümüzdeki günlerde hızlanacak. Zaten Stiglitz'de artık dünyanın yeni bir para birimine, yeni kurumlara ve anlayışa sahip olması gerektiğini söyleyip duruyor.

Ben, eski “sol” Keynes'ciler de dâhil, artık hayaletleri çağırarak ne ekonominin ne de insanlığın içinde bulunduğu şu durumdan kurtulabileceğini sanmıyorum. Yeni liberalizmin alternatifi, devletçi kapitalizm olmayacak. Yani dünya 1950 ile 1973 arasındaki “altın çağa” artık dönmeyecek. Bizim gibi ülkelerde de otarşik, ulus-devlete dayanan arkaik kalkınma arayışlarının bir çıkış değil, faşizme toslamak olduğunu birtakım ihtiyar “Japon Askerleri” de anlasın artık.

Taraf Gazetesi 05.02.2008