İspanyol.com


gramer forum video müzik linkler

¡Ay, qué calor!

¡Ay, qué calor! // ¡Ay, ne sıcak!

En verano hace calor, en invierno hace frío, y llueve durante el monzón . Cuando hace calor en verano la gente dice «¡Ay, qué calor!». En invierno dice «¡Ay, qué frío!», y cuando llueve, la gente dice «¡Cómo llueve!». La gente siempre tiene que decir eso, si no lo dice, la gente no sería gente. ¿Qué otra cosa haría en verano si no hace calor, si no hace frío en el invierno y no llueve en el monzón? Pero la gente lo dice como si fuese algo extraño. Si lo dicen mirándote, tienes que mover la cabeza en señal de reconocimiento o sonreír. Tienes también que reconocer que es el inicio de una conversación. ¡Qué gran cosa es el clima ! Además de ser un gran tema en sí, como discurso entre dos desconocidos, es el preludio de varios otros temas. Es una gran falta de cortesía no colaborar con el hilo de este gran discurso.

Yazın sıcak olur, kışında soğuk, muson rüzgârları mevsimi boyunca da yağmur yağar. Yazın, hava sıcak olduğu zaman insanlar <<Ay, ne sıcak!>>. Kışın << Ayyy, ne soğuk!>> ve ne zaman yağmur yağsa, <<nasıl yağıyor!>> derler. İnsanlar, daima bunu söylemek zorundalar mı? Eğer bunu söylemezlerse, insanlar, insan olamazlarmıydı? Muson rüzgârları zamanı yağmur yağmayacaksa, kışın soğuk olmayacaksa, yazın sıcak olmayacaksa, başka ne olabilir ki? Fakat insanlar bunu acayip bir şey oluyormuş gibi söylüyorlar. Eğer bunu bir de sana bakarak söylüyorsa, onu doğrulamak ve onaylamak için kafanı sallamak zorundasın. Ayrıca da bunun, bir sohbetin başlangıcı olduğunu kabul etmek zorundasın.Ne büyük bir şey şu hava durumu! Kendisinden daha büyük bir mevzudur. İki yabancı arasındaki konuşmalarda olduğu gibi diğer çeşitli konulara da girişin başlangıcıdır. Bu büyük konuşma silsilesine katılmamak, büyük bir nezaket eksikliğidir.

Así que:

—¡Ay, qué calor!
—Sí, señora. ¿Le enseño mi dentadura blanca?
—¡Ay, qué dientes más bonitos tienes!
La señora puede seguir con el rollo climático antes de coger un poco de confianza, o lanzarse directamente a hablar de tus dientes.
—Este año está haciendo más calor que el año pasado.
—Sí, señora, efectivamente.
—Pero, ¿en tu país hará mucho más calor, no?
—Sí, sí, sí, sí.
—¿De dónde eres?
—Soy de la India.
—Ah... ¡Qué país más bonito! Hay mucha miseria . Aquí se vive mejor, ¿a que sí?
—Le doy una sonrisa como respuesta.
—Estuvimos allí mi marido y yo hace 12 años, en Nueva Delhi , Katmandú , Jaipur , Nepal ... e hizo un calor espantoso

Şöyle ki:

--- Ay ne sıcak!

--- Evet, bayan,

(acaba ona benim beyaz dişlerimi mi gösterdim?)

--- Ay, ne güzel beyaz dişlerin var!

Bayan, sizden biraz güven almadan önce, belli ve gerçek olmayan konuşmasına devam edebilir veya senin birkaç kelimenden cesaret bulan hanım, direk olarak, senin dişlerinden konuşmaya başlayabilir.

--- Bu yıl, geçen yıldan daha fazla sıcak.

--- Evet, bayan gerçekten öyle.

--- Ama senin ülkende daha fazla sıcak olacak, değil mi?

--- Evet, evet, evet

--- Nerelisin sen?

--- Ben Hindistanlıyım.

--- Ah… Ne güzel bir ülke! Ama çok sefalet var. Burada daha iyi yaşanıyor. Öyle değil mi?

Cevap olarak ona bir gülücük veriyorum.

--- Eşim ve ben 12 yıl önce oradaydık, Yeni Delhi , Katmandu , Jaipur , Nepal …ve korkunç sıcaktı.

 

Muevo la cabeza en todas las direcciones al estilo indio, por no saber qué decir. La verdad es que hace doce años, el verano era verano y, sigue siéndolo aún después de doce años. Y Katmandú era la capital de Nepal, y lo es todavía, y Nepal es otro país distinto de la India.

 

—Mucha pobreza, mucha pobreza, y mucha hambre. Y, ¿la vaca?

Sé adónde quiere llegar la señora. La señora no acaba de entender por qué no mato una vaca y me la como en lugar de venirme a Madrid. Estoy a punto de decirle a la señora: «Oiga, señora, no tengo hambre. Cuando la tenga comeré crema de calabacín , sopa de verduras, alcachofas rebozadas o champiñones al ajillo , y no he venido a España porque tenía hambre en la India. Y no voy a comer ni chorizo ni embutidos , ni jamón de York , ni serrano , porque eso no forma parte de mis costumbres culinarias ». Pero cuando le oí decir a la señora de nuevo «¡ay, qué calor!» lo tomé por una señal para el cambio de tema. Sacó la señora el abanico de su bolso, y empezó a abanicarse despacio con esa elegancia femenina que les otorgó el Señor a las mujeres como un favor especial.

Me he preguntado por enésima vez por qué les hace tanto calor a las señoras en el metro y cómo aguantan las jovencitas el frío de la primavera con sus minifaldas. Entre estas dos enigmáticas razas me siento perdido.

Bütün bu yerler için ne söylemem gerektiğini bilmediğim nedeniyle Hint usulü kafamı sallıyorum. Bu olayın 12 yıl önce olduğu, yaz mevsiminin yaz olduğu ve 12 yıl sonrada hala olmaya devam ettiği bir gerçekti. Ama Katmandu, Nepal'ın başkentiydi ve hala öyle, Nepal, Hindistan'dan farklı başka bir ülkeydi.

 

--- yoksulluk çok, yoksulluk çok, açlık çok. Ve inekler?

 

Bayanın nereye varmak istediğini biliyorum. Bir ineği niçin öldürmediğimi, benim onu yemememin bir bedeli olarak Madrid'e geldiğimi, henüz anlamıyor. Neredeyse ona: <<Bakın bayan, ben aç değilim>>demek üzereydim. Onu, , kabak kreması, sebze çorbası, galeta unu ile kızartılmış enginar veya mantar ile birlikte yiyebilseydim, o zaman İspanya'ya gelmezdim çünkü Hindistan'da açlık var. Ve ben madam, ne sucuk, ne sosis ne York jambonu nede domuz patası yemeyeceğim. Çünkü süslü (zengin) masalar, alışkanlıklarımın bir parçası değildir. Ama bayanın yeniden <<Ayyyy, ne sıcak!>> dediğini duyduğum zaman, bunun, konuyu değiştirmek istemesinin bir sinyali olduğunu anladım. Bayan çantasından yelpazesini çıkararak, erkeğin, özel bir iyilik gibi kadınlara bahşetmiş olduğu, şu kadınsal zarafet ile yavaşça yelpazelenmeye başladı.

 

Defalarca kendi kendime “Neden kadınlar, sıcaklığı bu kadar çok hissederler metroda ve nasıl oluyor da genç kızlar, ilkbaharın soğuğunda, mini eteklere tahammül edebiliyorlar” diye sordum. Bu iki nesil arasındaki esrarengiz farkta, kendimi kaybolmuş gibi hissediyorum.

 

Kaynak:http://cvc.cervantes.es/aula/luna/ashok/cuento.htm

Çeviri:Atiye PARILYILDIZ