İspanyolca Deyimler İspanyolca Deyişler

İspanyolca deyimler nelerdir ? En sık kullanılan ispanyolca deyimler nelerdir ? Havalı ispanyolca deyimler hangileridir ? İspanya’da en fazla kullanılan ispanyolca deyimler hangileridir? İspanyolca deyimler güzeldir! İspanyolca deyimlerin arkadaşlık üzerine olanlarını biliyor musunuz? İspanyolca deyimler hayatınızda fark yaratacaktır.

İspanyolca Deyimler A

A barba regada: Bol bol

A bragas enjutas: Zorlanmadan

A brazo partido: Gayretle

A buena hora : En sonunda

A carta cabal: Mükemmel

A ciegas: Körü körüne

A ciencia cierta: Emin olarak

A costa de : Pahasına

A fin de cuentas: Eninde sonunda

A flor de : Yüklü, kaplı, dolu

A fondo: Derinlemesine

A fuerza de: Sayesinde

A la buena de Dios: Allaha emanet

A la corta: Kısa vadede

A la larga: Uzun vadede

AA la luz de: Işığında

A la postre: Sonunda

A la vez: Aynı zamanda

A lo grande: Görkemle

A mano: El altında, yakın

A mi ver: Bence

A mis anchas: Rahatlıkla

A pedir de boca: Dört dörtlük

A pelo: Tamı tamına

A pesar de : Rağmen

A rienda suelta: Serbestçe

A razon de: Hesabıyla

A reganadientes: İsteksizce

A sangre fria: Sakince

A tientas: Şüpheyle

A toda orquesta: Hızla

A todo trance: Kararlılıkla

A viva voz: Yüksek sesle

A voz en cuello: Avaz avaz

A vuelo de pajaro: Hızla, üstünkörü

Al paso que: Bu arada

Al pie de la letra: Harfiyen

Al son de: Eşliğinde

Andar a palos y cuchilladas: Kanlı bıçaklı olmak

Andar bien de algo: Para konusunda eli bol olmak

Andar con pies de plomo: Tedbirli olmak

Andar de cabeza: İşi aşkın olmak

Andar de en boca: Ağızdan ağıza dolaşmak

Andar de capa caida: Moralsiz

Apoyar bajo capa: El aaltından desteklemek

Arder Troya: Kıyamet kopması gibi durum

Arder verde por seco: Kurunun yanında yaşın da yanması

İspanyolca Deyimler B

Bailar a secas: Müziksiz dans etmek

Bailar con la mas fea: Şanssız

Bala perdida: Kör kurşun

Barba honrada: Sağlam pabuç

Beber al pulso: Durmadan

Beber como una esponja: Sünger gibi içmek

Bicho raro: Tuhaf

Blanco: Korkak

Buey manso: İtaatkar insan

Buscarle tres pies al gato: Öküz altında buzağı aramak

İspanyolca Deyimler C

Cabeza de turco: Günah keçişi

Cada muerte de obispo: Kırk yılda bir

Caer el gordo: Büyük ikramiye kazanmak

Caer en el olvido: Unutulmak

Caer en saco roto: Boşa çıkmak

Caer redondo: Bayılmak

Caerle bien(mal) alguien: Birini sempatik(antipatik ) bulmak

Caerle una cosa por la chimenea: Havadan gelen kazanç

Calderilla: Az değerli

Cambiar de chaqueta: Taraf değiştirmek

Cantar la chicharra: Sıcak hava

Cantar por lo fino: Kaliteli müzik yapmak

Cara de vinagre: Ekşi surat

Cargar con el muerto: Borcunun birini başına kalması

Cazar estrellas: Hayal kurmak

Cazar moscas: Havanda su dövmek

Cocerse en su propia salsa: Kendi derdini kendisisnin çözmesi

Codearse: Temasa geçmek

Coger una turca(kurda): Sarhoş olmak

Comer a dos carrillos: Hızlıca yemek

Como alma que se lleva el diablo: Rüzgar gibi

Como nino con zapatos nuevos: Çocuk gibi sevinmek

Como perros y gatos: Kedi köpek gibi anlaşamamak

Con la boca abierta: Ağzı açık, şaşkın

Conocer al dedillo: Çok iyi bilmek

Con el rabo del ojo: Göz ucuyla

Contar con la polla en el plato: Çantada keklik saymak

Contra viento y marea: Binbir zorluğa katlanarak

Cortar en seco: Birdenbire kesmek

Costar un ojo de la cara: Bir malın çok pahalı olması

Cruzarse de brazos: Umursamamak

İspanyolca Deyimler 1

No pegar ojo: Uyumamak, gözünü kırpmamak

Pasar la noche en blanco: Geceyi uymadan geçirmek

Estar de juerga: Çok eğlenmek

Dar la lata: Rahatsızlık vermek

Armar jaleo: Gürültü yapmak

No quedar más remodio que: Başka çare kalmamak

Estar orgulloso/a de: Gurur duymak

Cambiar de opinión: Fikrini değiştirmek

İspanyolca Deyimler 2


Un ruido insoportable: Dayanılmaz bir gürültü

Quedarse con la boca abierta: Ağzı bir karış açık kalmak

Una acción vale más que mil palabras: Bir eylem, bin söz söylemekten iyidir

Sobre gustos y colores no discuten los doctores: Zevkler ve renkler tartışılmaz

Ojos que no ven corazón que no siente: Göz görmeyince gönül katlanır

No hay peor ciego que el que no quiere ver: Kimse görmek istemeyenden daha fazla kör olamaz

No cantes victoria antes de gloria: Dereyi görmeden paçayı sıvama

Más vale tarde que nunca: Geç olması hiç olmamasından iyidir

Más vale pájaro en mano que cien volando: Eldeki bir kuş havada uçan yüz kuştan iyidir

En el país de los ciegos el tuerto es rey: Körlerin ülkesinde şaşılar kral olur

En boca cerrada no entran moscas: Kapalı ağıza sinek kaçmaz veya Söz gümüş ise sükut altındır

Dime con quién andas y te diré quién eres: Arkadaşını söyle bana kim olduğunu söyleyeyim sana

Cuando el gato no está los ratones se divierten: Kedi olmayan yerde fareler bayram yapar

Al que madruga Dios lo ayuda: Şafakta kalkana Tanrı yardım eder veya Erken kalkan çok yol alır

Afortunado en el juego, desafortunado en el amor: Kumarda kazanan aşkta kaybeder

İspanyolca Deyimler 3


A donde el corazon se inclina, el pie camina: Kalp nereye bağlıysa, ayak oraya yürür

A quien Dios ama, le llama: Tanrı sevdiğini erken yanına alır

Cuando la fuerza manda, la ley calla: Güç emrettiği zaman yasa susar

Donde hay humo, hay calor: Ateş olmayan yerden duman çıkmaz

El dinero llama (al) dinero: Para parayı çeker

El que se fue a / para la villa perdio su silla y el que se fue a Torreon su sillon: Dimyata (dimyat nil deltasında bir şehir) pirince giderken evdeki bulgurdan olmak

El tiempo lo cura todo: Zaman herşeyin ilacıdır

En las malas se conocen a los amigos: Dost kara günde belli olur

La salud es la mayor riqueza: Sağlık en büyük hazinedir

Las cosas suelen empeorar antes de mejorar: Gecenin en karanlık anı, gündüze en yakın olanıdır diye çeviresim geldi :))

Mas vale antes que despues: Bugünün işini yarına bırakma

No hay miel sin hiel: Emek olmadan yemek olmaz

Nunca es tarde si la dicha es buena: Zararın neresinden dönsen kardır

Quien con ninos se acuesta, cagado amanece / se levanta: Körle yatan şaşı kalkar

Tan cierto como dos y dos son cuatro: İki kere ikinin dört ettiği gibi

Dios no te preguntará que modelo de auto usabas; te preguntará a cuánta gente llevaste
Tanrı sana hangi model araba kullandığını sormayacak; onunla kaç kişiyi taşıdığını soracak

No te preguntará los metros cuadrados de tu casa; sino a cuánta gente recibiste en ella
Tanrı sana evinin genişliğini sormayacak; ama oraya kaç kişiyi kabul ettiğini soracak

No te preguntará la marca de ropa en tu closet; sino a cuántos ayudaste a vestirse
Tanrı sana gardrobunda hangi marka elbisen olduğunu sormayacak, o elbiselerle kaç kişiyi giydirdiğini soracak

No te preguntará qué tan alto era tu sueldo; te preguntará si lo ganabas limpiamente
Tanrı sana maaşının ne kadar çok olduğunu sormayacak; onu temiz yollardan kazanıp kazanmadığını soracak

No te preguntará, cuál era tu título; sólo si hiciste tu trabajo con lo mejor de tu capacidad
Tanrı sana hangi diplomaların var diye sormayacak; ama işini tüm kapasitenle çabalayarak yapıp yapmadığını soracak

No te preguntará en qué vecindario vivías; sólo te preguntará cómo tratabas a tus vecinos
Tanrı sana hangi mahallede yaşadığını sormayacak; ama komşularına nasıl davrandığını soracak

No te preguntará por el color de tu piel; sino por la pureza de tu interior
Tanrı sana teninin rengini sormayacak; ama içinin temiz olup olmadığını soracak

-Aci patlicanin kiragi calmak: mala hierba nunca muere,vaso malo nunca cae de mano o no se quiebra

-Acisini cikarmak: hacer pagar los vidrios rotos(a)

-Acil Susam Acil!: ábrate sésamo!

-Agziyla kus tutsa bile…: hiciera lo que hiciera…

-Şom agizli: boca de escorpión

-Aglamayan cocuga meme vermezler.: el que no llora no mama.

-Besle kargayi oysun gozunu.: cría cuervos y te sacarán los ojos

-Dunya varmis!: gracias a Dios!,qué bien!,menos mal!,qué alivio!

-Eksik olma!: muchas gracias!,te lo agradezco mucho!

-Ne ekersen onu bicersin!: el que siembra,recoge!,el que a hierra mata,a hierro muere!

-Elinden geleni yapmak: hacer todo lo posible

-Gonlu razi olmamak: no tener ganas(de)

-Hadi goreyim seni!: Anda!,ya verás!

-Goz acip kapayincaya kadar…: en un abrir y cerrar de ojos

-Ister inan ister inanma: aunque parece mentira

-Isleyen demir paslanmaz.: oro majado luce

-Korle yatan sasi kalkar.: quien se acuesta con niños,mojado se levanta

-Lafi mi olur!: no hay de que!

-Nabza gore serbet vermek: hablar al gusta,hablar al paladar

-Ne munasebet!: de ningún modo!

-Ok yaydan cikti!: lo hecho hecho está!

-Ne pahasina olursa olsun!: a todo costa,a todo trance

-Sagir sultan bile duydu!: todo el mundo lo sabe

-Sakinan goze cop batar: demasiada prudencia trae la desgracia.

-Hadi sallanma!: anda!,muévete!,date prisa!

-Sona kalan dona kalir.: el que llega el último pierde todo

-Sutten agzi yanan yogurdu ufleyerek yer: el gato escaldado del agua fría huye

-Tepeden tirnaga…: de pies a cabeza…

-Uzumu ye bagini sorma.: disfruta de lo que se te ofrece sin preocuparte de dónde viene

-Vur patlasin cal oynasin!: ande la loza!

-Yedigi onunde yemedigi ardinda: no le falta nada

-Yukari tukursem biyik,asagi tukursem sakal: estoy en un dilema.

-Yuzunu goren cennetlik: tanto tiempo sin vernos

İspanyolca Deyimler 4

No hay cuidado: Önemli değil

No faltaba mas: Ne önemi var, estağfurullah

No tener ni pies ni cabeza: Başı sonu olmamak

No tener ojos en la cara: Gözünün önündekini görmemek

Noche de perros: Berbat bir akşam

Ojo: Dikkat

Oler el pastel: Kokusu çıkmak

Orondo y morondo: Mutlu, mesut

Parar a cuchillo: Kılıçtan geçirmek

Parar en seco: Bir anda durmak

İspanyolca Deyimler Arkadaşlık Üzerine

La amistad es como la salud: Nunca nos damos cuenta de su verdadero valor hasta que la perdemos.

Arkadaşlık sağlık gibidir: Kaybedene kadar ona ne kadar değer vermemiz gerektiğinin farkına varmayız.

“Todo mi patrimonio son mis amigos” Emily Dickinson.

”Bütün varlığım arkadaşlarımdır” Emily Dickinson

Un verdadero amigo es aquel que entra cuando todos los demás se van.

Gerçek arkadaş diğer hepsi giderken sana gelendir.

Un amigo es alguien que está contigo porque le necesitas, aunque le encantaría estar en otra parte.

Arkadaş, başka bir yerde olmak onu mutlu edeceği halde, sen ihtiyaç duyuyorsun diye senin yanında olandır..

Cuando te duele mirar hacia atrás y te da miedo mirar adelante, mira hacia la izquierda o la derecha y allí estaré, a tu lado.

Geriye bakmanın seni acıttığı, ileriye bakmanın korkuttuğu zaman sağına veya soluna baktığında orada, senin yanında olandır.

Mucha gente entra en y sale de su vida a lo largo de los años. Pero solo los verdaderos amigos dejan huellas en su corazón.

Geçen yıllar boyunca bir çok insan hayatına girip çıkar. Ama gerçek arkadaşlar senin kalbinde izler bırakanlardır.

Un amigo verdadero es alguien que cree en ti aunque tu hayas dejado de creer en ti mismo.

Gerçek arkadaş senin bile kendine inanmadığın bir zamanda sana inanmaya devam eden kişidir.

Al final, no nos acordaremos tanto de las palabras de nuestros enemigos, sino de los silencios de nuestros amigos (Martin Luther King, Jr.)

Sonuçta düşmanlarımızın sözlerini değil, dostlarımızın suskunluğunu hatırlayacağız (Martin Luther King, Jr.)

Cultivar un verdadero amigo requiere dedicación y tiempo.

Gerçek bir arkadaşlığı yeşertmek zaman ve adanmışlık gerektir.

La amistad es el ingrediente más importante en la receta de la vida.

Arkadaşlık hayat reçetesinin en önemli içeriğidir.

Una vida sin amigos es como vivir en una isla desierta, sin agua, sin alimentos, sin luz.

Arkadaşsız bir hayat, ıssız bir adada susuz, yemek ve içmek gibi ihtiyaclarından ve ışıktan yoksun yaşamak gibidir.


Un verdadero amigo es alguien que te conoce tal como eres, comprende dónde has estado, te acompaña en tus logros y tus fracasos, celebra tus alegrías, comparte tu dolor y jamás te juzga por tus errores.

Gerçek arkadaş seni olduğun gibi tanıyan, durumunu anlayan, başarılarında ve kayıplarında seninle olan, acını paylaşan ve hataların için seni asla yargılamayan kişidir.



Quién descubra la verdadera amistad, se encuentra con un tesoro.

Gerçek arkadaşlığı bulan bir hazine bulmuştur.



¿Qué es un amigo? Es un único alma que vive en dos cuerpos (Aristóteles).

Arkadaş nedir? Arkadaş iki farklı vücutta yaşayan tek ruhtur (Aristóteles).



La mejor forma de destruir a su enemigo es convertirle en su amigo (Abraham Lincoln).

Düşmanını yenmenin en iyi yolu onu arkadaşın yapmaktır(Abraham Lincoln).

İspanyolca deyimler İspanyolca deyimler İspanyolca deyimler ne kadar güzelmiş . 🙂

Bu ispanyolca deyimler Ercan BAYRAZ tarafından çevrilmiştir. Daha fazla ispanyolca deyimler için bizi takip edin.

Bu dil hakkında merak ettiğiniz tüm sorular ve cevapları ispanyolca sayfasında.

2013 yılında yayımlanan “Yeni Başlayanlar için Temel İspanyolca” kitabının belli bir bölümünü içeren e-kitabı bu bağlantıdan indirin.

Bu kitap üzerindeki dersleri online olarak görmek isterseniz de Udemy’in ” 2 Dakika Temel İspanyolca ” kursuna kayıt olabilirsiniz.

Bu ispanyolca içerik işinize yaradı mı?

Oyunuzu kullanın

Ortalama Oy Sonucu 5 / 5. Oylayan Kişi Sayısı 2

İlk oyu siz kullanacaksınız. Dikkatli düşünün